18.2.17

geri alınamadığı gibi ileri de sarılmıyor. 
oradaydın, buradasın.


10.11.16

su, altında ne olduğunu göstermiyor. 
bir mesafeden bakınca gayet iyiyiz.

 


29.4.15

imrenmiyorum, paraya imrenmiyorum.


2.4.15

insanın aynada kendine söylediği sözlerin değişmesi gibiydi aramızdaki. ne mecburiyet ne teslimiyet. sadakatten bahsedilebilirdi belki, teşbihte hata olmasın. aşk şarkılarının aşktan daha güzel olması, kendi elimizle var ettiğimiz, üst üste bindikçe gerçekmiş gibi görünen duygulardan söz etmek de mümkündü. "ideal kader bakkaliyesi" tabelasını görünce sağa döndüm ve söyleyeceklerimi unuttum. geriye sarın ve fotoğraftaki farklı kutupları bulun.

11.2.15

alt katta bir deli var.
bu kattaki deliden habersiz.
yok, aslında değilim.
neyse zaten önemli olan da bu değil.

hayatta hep önemli olanın ne olduğuyla ilgilenen derviş
muradına eremezmiş.
ama bunu kimse birbirine söylemezmiş.
içimizdeki küçük dervişlerle yaşar gidermişiz. dermişiz.
ağız dolusu küfür. dervişin zikri küfür.
herhangi bir şeye küfredebilmek ve hiç kafir olmamak cennetin vaadi.
cennet, hayatını nasıl hiç yaşamadığının ödülü, bakalım en az kim yaşadı.
hayat hep boş çünkü. hep başka bir hayat var gitmesek de görmesek de.

hiç kimseye sıkıca sarılmamış dervişe derviş demem.
beni öylesine sevin, araya başkalarını sokmayın.


23.1.15

hayretler içinde adetaların daniskası

ben genelde ayakları yere basmayan biriyim. ayakların yere basması nasıl bir şeydir, hiç öğrenmedim. hayatta öğrenilmeyen şeyler var ve onları boynunuza asıp dolaşmanız gerekiyor. ben bunları bakın nasıl da öğrenemedim diye. sonra gelsin ayağı yere sağlam basan birtakım güzel abiler alsın sizi götürsünler, biraz size aşık olsunlar, sonra size biraz daha aşık olsunlar. aşık olunca türkçe sözlü pop müzik dinlemeyen var mıdır? dinlemeyen adam mıdır? önce ahmet abi'ye sonra soner abi'ye selam. hayatımda kimseye abi demeyi sevmedim de işte laf olsun. "görebileceğim bir yerde dur." ya da siktir git.

18.1.15

düşünüyorum da hiçbir şey seninle alakalı değil.
şu anda camdan dışarı baktığımda yol kenarında yürüyen sen değilsin.
ellerini cebine sokmamışsın ve kafan da hafifçe önüne doğru eğilmemiş.
araba geçmiyor mesela senin yürüdüğün yoldan.
caddede yol boyu ışıklar yanmıyor.
apartmanlardan sarı ışıklar yayılmıyor sokağı aydınlatan.
şu apartmanın köpeği de avaz avaz bağırmıyor.
kapısındaki mavi ışıktan hiç bahsetmiyorum bile.

bütün bu seninle hiç alakalı olmayan şeyleri düşünüyorum.
seni hiç unutmadığım için seni hiç unutmuyorum.
ama bunun seninle hiç alakası yok.

bir insanı hiç sevmemek mümkünse bunun da seninle bir ilgisi yok.
sevgin sadece karşındakini kandırmaya yetecek kadardır.
kendini kandıramazsın.
kendini kandırmak denen şey varsa,
arkasına bakmadan kaçmayıp olduğu yerde sayan kim.
kimse kim.

düşünmediğim anları seviyorum.
alt alta yazınca şiir gibi duruyor ama ben şiir yazmam.

annesini sevmeyen anneden anne olmaz.
copla ayak kırılmaz.
her canlının ağzına sıçılmaz.

11.8.14

başka şehrin başka sokaklarına başka baktığım için başka olduğum zamanlar.
sevgili arabesk, sen şöyle kenarda dur, uğraşamam.



30.5.14

adam elindeki bütün kağıtları bana uzattı ve dedi ki: "elimdeki bütün kağıtlar bunlar."
onun böyle açık olması hoşuma gidiyordu. kağıtlarını da sevmiştim zamanında.
şimdi onunla, iki kişinin bildiği sırrı birbirimizden saklıyorduk. hayat bize güzeldi.



ülke genelinde chet faker günleri.
"we used to be inner circle" tantanaları.
o değil de bu akşamki rüzgarın adını bilen varsa bana da öğretsin.
o rüzgarda yürüdüm. saçlar uçuşuyor falan. free spirit numaraları.
tek başıma olmayı sevdim. tek başımayken tek başıma olduğumu hayal ettim.
sonra uykum iyice kaçmadan eve geldim, chet faker dinledim.
soruyorum: insan mutsuzken neden fotoğraf çektirir?
silin bunları, bunların hepsini silin gitsin.
gidelim.



11.5.14

madem kimse yok, başlayabiliriz.

10.5.14

herkes burada mı?