1.11.09

it's not your fault.

"I pressed my lips against his ear and whispered again, It's not your fault. Perhaps this was really the only thing I had ever wanted to say to anyone, and be told."
shared patio, m.j.

bu benim paketim. içinde bir sürü ayna var, hepsini aynı anda içesim geliyor. biraz farklı bakmak istiyorum. evet kabul çok çabuk sıkılıyorum. sıkılmak derken tam da sıkılmak demişken yine sıkılıyorum. çok uzağa gitmiş olmalıyım. geri dönmek zor ve döndüğünde paketi bitmiş bulmak ve birbirinden habersiz bir sürü başka şeyin ortasına atlamak.

ağaçlar hava durumunu abartıyor. biraz da enerjim olsa. ağaçlardan bir farkım olsa. her şey mutfağı toplamak kadar kolay olsa. makineyi boşaltmak ve tekrar doldurmak. ışığı kapatıp çıkmak. bunları düşününce karnım ağrıyor. parkeleri temizlemek istiyorum. bu benim yeni paketim yeni evim. biraz kardeşimi görmek istiyorum. londra'da onunla sokak sokak. telefonla markete sipariş vermek kadar kolay olsa. ekran ayarlarım bozuk ve görmemi engelliyor. yeni bir ekran yeni bir ayarla benden daha iyisi yok. her şeyim var ve hiçbir şeyim yok. orda mısın?